İşletmelere İpuçları

Çalışanların birbirleriyle uyumu, Ekip ruhunun önemi

Devlet dairelerine gitmek benim için hep ızdırap olmuştur. Bedeliye, valilik gibi devlet kurumlarına gitmem gerektiğinde sürekli ertelemeye çalışırım. O beton binalara girdiğim anda içimi kasvet kaplar. Bunun başlıca sebeplerinden biri başlıkta yazdığım durumdur. Ekip ruhu yoktur, çalışanlar birbiriyle uyumsuzdur. Devlet dairelerinde her büroda birbirinden çok farklı yaşta memur bulunmaktadır. Birisi emekliliğini doldurmuş gün sayarken, diğeri gençliğinin baharındadır. Aralarında bir uyum olmadığından siz içeri girdiğinizde o kötü havayı hemen hissedersiniz. Amir, çalışanını tanımaz bilmez. Çalışanlar birbirlerinin yüzüne bakmaz. Dolayısıyla işler sürekli aksar. Aksilik olduğunda herkes topu birbirine atmaya çalışır. Basit bir işlem için kapı kapı dolanırsınız. Hatta bina bina dolanırsınız ama en son yine soluğu işini yapması gereken ama yapamayan o ilk memurun yanında alırsınız.

Şimdi yönümüzü aile restoranlarına çevirelim. Dededen gelen harika bir işleyiş ve ahenk vardır. Restoran içinde ki tüm çalışanlar birbirinin kardeşi, kuzeni akrabasıdır ve bilirler ki aralarında ki bir husumet; ekmek teknelerine zarar verir. Her bir çalışan bireysel olarak ne kadar iyi iş çıkarırsa, ay sonu cebine o kadar çok para girecektir. Müşteri gözüyle baktığımızda da sonuç ortadadır. Bir mekana girdiğimde evimde ki huzuru yakalayabiliyorsam paranın hesabını yapmam. Üç aşağı beş yukarı hepsi zaten aynı fiyatlandırmaya sahiptir. İyisi varken neden kötüsünü tercih edeyim?

Uyum içinde çalışmak her zaman o mekana değer katar. Çalışanlar aynı yaş grubunda olmazsa büyükler küçüklere her zaman eğitici davranmalıdır. Hayatta parayla satın alınamayacak şeylerden biri de tecrübedir. Tüm çalışanlar birbirlerine tecrübelerini aktarmak için yarış içinde olmalıdır. Özellikle işverenler bu konu hakkında daha tedbirli davranmalıdır. Çalışanların hepsi uyum içinde olsa dahi, işveren onlara yeterli değeri göstermiyorsa çalışmak istemezler, yaptıkları iş verimli olmaz. Türkiye’de pek görmesem de bir takım film ve belgesellerde ofis çalışanlarının sürekli etkinlik içerisinde olduğunu görüyorum. Hatta ofisin kendisi komple etkinlik yeri gibi oluyor. Çalışanlar günlük görevlerini bitirdikten sonra istedikleri gibi davranabiliyorlar. Kimisi evine erkenden gitmenin sevincini yaşıyor, kimisi ofis içerisinde ki oyun konsolu gibi materyallerle zaman geçiriyor, kafasını dağıtıyor. Bu konuda da işverenlerin daha esnek davranması gerekmektedir. Biz Y kuşağı çocukları olarak sık sık iş değiştirmeyi düşündüğümüzden bizleri iş yerinde tutmanın güzel bir yolu rahat bir ofis ortamıdır. Hacivat ve Karagözün hikayesi de çarpıcı bir örnektir. Buradan bizi mesai çıkışı hepimiz baygınlık geçirmek üzereyken ite kalka çay içmeye götüren ve keyifli sohbet etmemizi sağlayan Burak Beşli abime selam olsun 🙂

Çalışma hayatı, hele özel sektördeyseniz zaten yeterince sıkıcı ve zordur. Sürekli bilinmezlik içinde hissederiz kendimizi. Bunu güzelleştirmek ise işveren ve çalışanların ortak uyumuyla aşılabilir. Ortak etkinlikler, saygı, sevgi, kaliteli iletişim olmazsa olmazlardandır. Firmalar sürekli değişmek ve yenilenmek zorundadır.

Daha fazla göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.