Genel

  • Düşük Bütçeyle Sevgililer Günü Hediyesi

    Sevgililer günü tam olarak hangi sebeplerden dolayı kutlandığı bilinmese de 14 Şubatta kutlanması tüm dünyada gelenekselleşmiştir. Yüzyıllar önce kutlanmaya başlanan ve kökeni Roma’ya dayanan Sevgililer Günü her yıl şubat ayında bir ritüel haline gelmiştir. Sevgililer Günü için çok eskilere gittiğimizde de o zamanlarda da çiftler arasında hediyeleşmenin ve romantik sürprizlerin yapıldığını biliyoruz.

    Sevgililer Günü için romantik planlar ve hediye araştırmalarına 1 ay öncesinden başlayanlar da var son güne bırakanlarda. Kimisi içten gelerek bu ritüele deliler gibi anlam yükler, kimisi de sırf sevgilisinden trip yememek için mütemadiyen hazırlık yapar. Tabi hevesli görünmek için alınan hediyelerin maddi boyutuna da önem verenler var. Sırf daha çok sevdiğini ispatlamak için kredi kartının  limitini zorlayanlar işte onlar aşk insanları. Ama o kadar emeğin ve zahmetin üzerine henüz aldığınız hediyenin borcunu bile bitirmemişken acı bir ayrılık haberi sizi Sevgililer Gününe küstürebilir. Aman dikkat! diyelim 🙂

    Paranız çoksa Sevgililer Günü daha stressiz geçer ama bütçeniz kısıtlı ise o zaman yaratıcı fikirlerinizi konuşturmanız gerekebilir. Kocaman bir ayıcık ya da hoş bir parfüm herkesin alabileceği bir şey. Daha doğrusu herkesin aklına gelebilecek bir şey. Siz sevdiğinizi etkilemek istiyorsanız onu şaşırtacak planlarla karşısına çıkmalısınız.

    Düşük Bütçeyle Sevgililer Günü Hediyesi;

    Bir çok farklı sebepten ötürü bu seneki Sevgililer Gününü daha masrafsız geçirmek isteyebilirsiniz. Bu çok doğal. Peki düşük bütçeyle sevgililer günü nasıl geçirilir diye soruyorsunuz.  Klasik ama iş gören bir fikir veriyorum. Kendi uğraşınızla hazırladığınız akşam yemeği. İşte bu sizi devleştirir. Neden mi çünkü o hazırlıktaki maneviyatı aradan geçen yıllar bile unutturmayacaktır. Belki bir kolye belki bir bileklik de alabilirsiniz uygun fiyatlara ama bu hazır mağazada duran bir şey olduğu için harcadığınız bir miktar para ve biraz efordur.

    düşük bütçe ile sevgililer günü hediyesi

    Gel gör ki evde kendi emeklerinizle hazırladığınız akşam yemeği masası öyle mi. Bunun değeri paha biçilemez. Her şey güzel hoş da menü de ne olmalı der gibisiniz. Mesela İtalyan mutfağını  araştırın. İnternette bir dolu tarif ve sunum fikri var. Ya da gelenekselci iseniz o zaman kendi mutfağımızda denenmemiş tatlara göz atın. Başlangıçta aşkınız kadar sıcak içinizi ısıtan sebze çorbası;

    Ana yemekte ömrünüzün geri kalanını konuşabileceğiniz kadar iştah kabartıcı karnıyarık-pilav ve yaprak sarma, bitişte de sevgiliniz kadar tatlı ve hayalleriniz kadar gerçek sevgililer günü pastası. İşte gördünüz mü isteyince enfes bir sofra ile kalbinizin sahibini mutlu edebiliyorsunuz.

    Yemeğin sonunda çekilmiş 32 dişlerin aynı anda göründüğü bir fotoğraf ve fotoğrafınıza uygun şık bir çerçeve. Parayla değeri asla ölçülemeyecek güzellikleri sevgilinize sunduğunuz içinde kendinizi ayrıca şımartabilirsiniz.

    Ya da ben bu kadar maharetli değilim diyorsanız seven ne yapmaz diyin ve güzel bir sahanda yumurta kırın 🙂 Aşk her şeyi yaptırır.

     

  • Çalışanların birbirleriyle uyumu, Ekip ruhunun önemi

    Devlet dairelerine gitmek benim için hep ızdırap olmuştur. Bedeliye, valilik gibi devlet kurumlarına gitmem gerektiğinde sürekli ertelemeye çalışırım. O beton binalara girdiğim anda içimi kasvet kaplar. Bunun başlıca sebeplerinden biri başlıkta yazdığım durumdur. Ekip ruhu yoktur, çalışanlar birbiriyle uyumsuzdur. Devlet dairelerinde her büroda birbirinden çok farklı yaşta memur bulunmaktadır. Birisi emekliliğini doldurmuş gün sayarken, diğeri gençliğinin baharındadır. Aralarında bir uyum olmadığından siz içeri girdiğinizde o kötü havayı hemen hissedersiniz. Amir, çalışanını tanımaz bilmez. Çalışanlar birbirlerinin yüzüne bakmaz. Dolayısıyla işler sürekli aksar. Aksilik olduğunda herkes topu birbirine atmaya çalışır. Basit bir işlem için kapı kapı dolanırsınız. Hatta bina bina dolanırsınız ama en son yine soluğu işini yapması gereken ama yapamayan o ilk memurun yanında alırsınız.

    Şimdi yönümüzü aile restoranlarına çevirelim. Dededen gelen harika bir işleyiş ve ahenk vardır. Restoran içinde ki tüm çalışanlar birbirinin kardeşi, kuzeni akrabasıdır ve bilirler ki aralarında ki bir husumet; ekmek teknelerine zarar verir. Her bir çalışan bireysel olarak ne kadar iyi iş çıkarırsa, ay sonu cebine o kadar çok para girecektir. Müşteri gözüyle baktığımızda da sonuç ortadadır. Bir mekana girdiğimde evimde ki huzuru yakalayabiliyorsam paranın hesabını yapmam. Üç aşağı beş yukarı hepsi zaten aynı fiyatlandırmaya sahiptir. İyisi varken neden kötüsünü tercih edeyim?

    Uyum içinde çalışmak her zaman o mekana değer katar. Çalışanlar aynı yaş grubunda olmazsa büyükler küçüklere her zaman eğitici davranmalıdır. Hayatta parayla satın alınamayacak şeylerden biri de tecrübedir. Tüm çalışanlar birbirlerine tecrübelerini aktarmak için yarış içinde olmalıdır. Özellikle işverenler bu konu hakkında daha tedbirli davranmalıdır. Çalışanların hepsi uyum içinde olsa dahi, işveren onlara yeterli değeri göstermiyorsa çalışmak istemezler, yaptıkları iş verimli olmaz. Türkiye’de pek görmesem de bir takım film ve belgesellerde ofis çalışanlarının sürekli etkinlik içerisinde olduğunu görüyorum. Hatta ofisin kendisi komple etkinlik yeri gibi oluyor. Çalışanlar günlük görevlerini bitirdikten sonra istedikleri gibi davranabiliyorlar. Kimisi evine erkenden gitmenin sevincini yaşıyor, kimisi ofis içerisinde ki oyun konsolu gibi materyallerle zaman geçiriyor, kafasını dağıtıyor. Bu konuda da işverenlerin daha esnek davranması gerekmektedir. Biz Y kuşağı çocukları olarak sık sık iş değiştirmeyi düşündüğümüzden bizleri iş yerinde tutmanın güzel bir yolu rahat bir ofis ortamıdır. Hacivat ve Karagözün hikayesi de çarpıcı bir örnektir. Buradan bizi mesai çıkışı hepimiz baygınlık geçirmek üzereyken ite kalka çay içmeye götüren ve keyifli sohbet etmemizi sağlayan Burak Beşli abime selam olsun 🙂

    Çalışma hayatı, hele özel sektördeyseniz zaten yeterince sıkıcı ve zordur. Sürekli bilinmezlik içinde hissederiz kendimizi. Bunu güzelleştirmek ise işveren ve çalışanların ortak uyumuyla aşılabilir. Ortak etkinlikler, saygı, sevgi, kaliteli iletişim olmazsa olmazlardandır. Firmalar sürekli değişmek ve yenilenmek zorundadır.

  • Güvenlik Kameralarıyla İzlenmekten Memnun muyuz?

    Merhaba. Yeme içme sektörüyle direkt ilgili olmasa da güvenliğimiz için gittiğimiz hemen hemen her mekanda güvenlik kamerasıyla karşılaşıyoruz. Kimilerimiz güvenlik kameralarının mekanlarda olmasını huzur verici bulurken, kimilerimiz ise bu durumdan fazlasıyla rahatsız. Kişisel haklar daha doğrusu mahremiyetin korunması yönünden sorgulanması gerektiğine ben de katılmaktayım. Bu konu hakkında yasal düzenlemeler henüz yeterince sıkı değil.

    Güvenlik kameraları düzgün işletmeler ve düzgün işletme sahiplerince kullanıldığında bir sorun teşkil etmemektedir. Fakat ana haber bültenlerinde güvenlik kameralarını suistimal edenleri, kötüye kullananları da üzülerek görmekteyiz.

    Müşteri gözüyle olaya bakacak olursak örneğin mutfağına kamera sistemi koymuş bir işletme sahibi tabiki diğerlerine nazaran daha güven verici gelebilmektedir. Ya da mekanda bir kavga, gürültü olduğunda canınıza ya da malınıza zarar gelirse kamera kanıtıyla hareket etmek de iyi bir ayrıcalıktır. Mekanların otoparklarına konulan kameralar araçlarımızın başına gelebilecek kötülüklerin hem caydırıcısı hem de gözcüsüdür.

    Isolated monitoring cameras on blue sky

    İşletme sahibi gözüyle bakacak olursak; kameralar sayesinde çalışanların performansları daha somut şekilde değerlendirilebilir. Restoranda yaşanan zarar verici, hırsızlık gibi olayların önüne geçilebilir, eğer olmuşsa da faili kolayca bulunabilir.

    Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

  • Sömestr Tatilinde”Kardan Adam Festivali”

    Sömestr tatilini öğrenciler dört gözle bekliyor ve  karnelerin alınmasına bir gün kaldı. Karneler pekiyi ve iyilerle dolup taşarken çocuklarınızın güzel bir tatil planı ile yeni eğitim dönemine bomba gibi hazırlanması lazım. Zaten evinizin neşeleri bu durumu sizinle daha sene başında konuştuklarından eminiz. Nasıl eminiz  🙂 Çünkü bizde aynı telaşlardan ve tatil heyecanlarından geçtik. Hoş hala öyle. Tatil, eğlence, yemek ve daha fazla hatıra fikri herkesi heyecanlandırıyor. Eğer tatilde Türkiye’de olmayı planlıyorsanız ülkemizde görülmeye değer turistik sayısız yerler var. Bunların birinden başlayabilirsiniz. Kültürel etkinliklere katılabilir, yöresel tatları ve kıyafetleri yakından görebilirsiniz.

    Hem aileleri hem de çocukları heyecanladıracak bir etkinlikten bahsetmeliyim. Rize-Ayder yaylasında 11.si düzenlenecek olan Kardan Adam Festivali’nden haberiniz var mıydı? Haberi olanlar şimdiden 2-3 günlük planını yaptı bile. Olmayanlar da sakin geç kalmadınız 🙂 Bu yıl 27-28 Ocak tarihleri arasında yapılacak olan festivale ilgi yoğun. Çevre illerden ve Türkiye’nin diğer şehirlerinden rezervasyon telefonları geliyor. 3 günlük bir kar tatili ve bu tatili süsleyen festival tadından yenmez doğrusu.

    Bembeyaz karların altında eşsiz doğa manzarası

    Ayder yaylasının mis gibi temiz havasını içinize çektiğinizde iyi ki diyeceksiniz. Genç, yaşlı, çoluk çocuk her yaş grubu için kar tatili cazibesi oldukça fazla. Kardan Adam Festivali’nin de mantığı bu zaten, her yaşta insanın hep bir ağızdan eğlendiği, türküler söyleyip bembeyaz karların üzerinde horonlar teptiği, sevginin kahkahanın paylaşıldığı bir ortam sağlıyor.

    Rize/Ayder Kardan Adam Festivali Horon Oyunu

    Kardan Adam Festivali kadar bir başka dikkatinizi çekecek şey bölgeye özgü yemekler ve ikramlıklar. Sabahları mis gibi sıcacık soba başında hakiki köy tereyağıyla pişmiş yumurtalarınız ve ballı ekmeğiniz yanında yine bir o kadar lezzetli tavşan kanı çayınız. Öğlen turşu kavurmalar, atıştırmalıklar ve akşam köfteler, hamsiler, buğulamalar ve mıhlama, kuymaklar…

          

    Gerçekten Kardan Adam Festivali kadar çekici geliyor bu tatlar da kulağa. Festival için de turizm firmaları bir çok etkinlik, konser ve yarışmalar düzenliyor. Karadeniz turu yapmayı epeydir düşünüyorsanız bu sömestr tam zamanı diyebiliriz.

    Kardan Adam Festivali ip çekme yarışı

    Sömestr tatilinize ailenizle unutulmaz bir hal aldırmak istiyorsanız Kardan Adam Festivali için organizasyonlara başlamalısınız. Enfes tatlar, harika köy evleri ve bembeyaz karlar altında bir sürü fotoğrafları hak ediyorsunuz.

  • Keşan’da ”Bocuk Gecesi” Geleneği

    Bocuk gecesi; eski bir balkan geleneğidir. Bu yıl 13’üncüsü düzenlenen eğlence Edirne’nin Keşan ilçesinde düzenlendi. Etkinliği özel kılan şey ise kıyafetler ve makyajlardı.

    beyaz çarşaflar ve enteresan makyajlarıyla bocuk gecesi

    Keşan ilçesine bağlı Çamlıca Köyünde gençler beyaz çarşaflar giydi, yüzlerine farklı tonlarda makyajlar yaptı ve köy sakinlerinin pencerelerine vurarak köylüleri korkuttu. Türk Patent Enstitüsü’nce ’Çamlıca Bocuk Gecesi’ olarak tescillenen ve Türkiye, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne girebilmesi için çalışmalar başlatılan etkinlikte, Antik Dönem, Ortaçağ ve bölgenin etkileşim içinde bulunduğu diğer kültürlerin izlerini taşıyan koreografiler ve gösteriler sahnelendi. Gecede, katılımcılara kış aylarına özgü kabak tatlısı da dağıtıldı. Yüzlerini boyayan, maske takan ve pelerin giyen gençler, bazı evlerin pencerelerine vurarak, vatandaşları korkuttu. Katılımcılar, ateş yakılan varillerin başında DJ performanslarıyla doyasıya eğlendi. Bu yıl ayrıca gelen konukların ihtiyaçlarına yönelik olarak Çamlıca Köyü’nde yetişen el ve ev yapımı yerel ürünlerden oluşan mini bir pazar yeri de kuruldu.
    Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, ‘Çamlıca Bocuk Gecesi’nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne girebilmesi için çalışmalar başlatıldığını belirterek, “Bocuk bin yıllık bir Türk geleneğidir. Bocuk Gecesi ve Çamlıca, artık bir destinasyon olmuş. Bakanlık envanterine de Bocuk’u da işlersek, Hıdrellez gibi, Kırkpınar gibi Ebru gibi UNESCO Kültür Mirası Listesi’nde olma yolunda emin adımlarla ilerleyecek ve buraya gelecek insanların sayısı kat ve kat artacaktır” dedi.

    köylüleri korkutan gençler geceye özel kabak tatlılarını ikram ettiler.

    Bocuk gecesinin nasıl ve ilk nerede başladığını daha ayrıntılı bir şekilde anlatacak olursak;

    Bocuk Gecesi, Orta Çağ’dan kalma bir gelenek. Balkanlar’daki Hristiyanların ‘bojic’ adetleriyle ilişkisi yok. Tamamen Türk halk kültürünün bir parçası. Bocuk Gecesi, her evde mutlaka kabak pişirilir. Gecede kabak tatlısı, ince akıtma, kar suyunda haşlanmış mısır, armut, ayva, çekirdek, badem, kuzinede fırınlanmış yer fıtığı, ceviz gibi yiyecekler yenir. İnanışa göre, ’Bocuk’ verilen varlık, kabak pişen eve gelmez ve kötülük yapmazmış. Bu gecede kabağın yanı sıra mutlaka akıtma yapılır. Geceye, aile halkı, komşular ve akrabalar katılır. Gençler, çarşaflara bürünerek komşularını ’Bocuk geliyor’ diye korkuturlar. Gecede ’Bocuk’ diye adlandırılan bir varlığın beyazlar içinde insan görünümünde gezdiğine inanılır. Bocuk Gecesi, kışın, en sert gecenin simgesi. Bu gece suya tahta atılır ve tahta sabah suyun üzerinde donmuş olarak bulunursa, o evdeki kişilerin o yıl boyunca sağlıklı, sıhhatli, dayanıklı ve güçlü olacağına inanılır.

    13’üncüsü düzenlenen geleneği ilgi yoğundu. Bir sonraki eğlenceye sizde katılın.

    Belki de bir çoğumuzun böyle bir kültürel etkinlikten haberi yoktur. Kültürel miraslarımızın neler olduğunu ve bu mirasları yaşatmak ve korumak için elimizden geleni yapmak, bizim vatandaşlık borcumuzdur. Bu yıl ki bocuk gecesini kaçırdık diye üzülüyorsanız seneye tekrarı mümkün olacak. Ayrıca ülkemizin kültürel zenginlikleri o kadar fazla ki 27 Ocak’ta Rize/Ayder Yaylasında ‘‘Kardan Adam Festivali” için planlarınızı yapmaya başlayabilirsiniz.

  • Yemek Sektörü;Yediklerimiz Temiz Mi?

    Türkiye’de ve dünyada hızla büyüyen ve geniş kitlelere istihdam sağlayan yemek sektörü her açıdan insanları tatmin etmeyi başarabiliyor mu? Paragrafa soru cümlesi ile başlamamın sebebi, yemek sektöründeki bu hızlı ilerlemelerin yine sektör bazında istenilen kriterleri karışılıyor olup olmadığının cevaplarını aramaktır.

    Son zamanlarda gelişen ve pazarda kendine önemli bir pay kazanan hizmet sektörleri arasından, yeme-içme sektörü iş gücü hacmine de katkıda bulunuyor. Türkiye’de 2 bin 500’e yakın catering firmasının bulunduğu ve bu firmaların doğrudan 350 bin kişiye istihdam sağladığı bilgisine ulaştık. Ekonomik anlamda 5 milyar dolarlık işlem hacmine sahip olan sektörde gelişen ve  büyüyen Türkiye ile birlikte kendi alanını ilerletmeye devam ediyor.

    yeme-içme sektörü

    Büyük çaplı yemek firmaları kurumsal şirketlerin personel yeme-içme ihtiyaçlarını karşılıyor. Sadece catering ve büyük çaplı yemek firmaları ile de sınırlı değil bu sektör. Restoran, kafe, lokanta ve konaklama tesisleriyle de insanların ihtiyaçlarına çözüm üretiyorlar. Ülkemizin bolca sahip olduğu çeşitlilikleri de eklersek sektör arzulanan başarıyı katlayarak büyütüyor diyebiliriz.

    Ülkemizin 81 ilinde  kendine has kültürel yemeklerin ve lezzetlerin de olduğu bilinciyle, yeme-içme alanında inanılmaz işlerin yapıldığını ve de yapılacağını biliyoruz. Sokak esnafından kurumsallaşmış restoran zincirlerine kadar her mekanın kendine has tadı, lezzeti ve kokusu var. Damak tadımız nerede kendini buluyorsa bizde oraları tercih ediyoruz. Bu durum da  işletmelerin piyasadaki rekabet gücünü artırıyor.

    çalışanların temizlik koşullarına uygun çalışmasına ve giyinmesine özen gösterin.

    Yeme-içme sektörünün son zamanlardaki hızlı ilerlemesinin sebeplerinden biri de kadın çalışan sayısının artmasına bağlanabilir. Çalışma alanındaki kadın-erkek eşitliği sayesinde evde yemek yapma oranlarında da doğal bir azalma olmuştur. Öğle paydoslarında iş yerinize yakın bütün restoranlara baktığınızda işletmenin müşteri kitlesinin oldukça yoğun olduğunu göreceksiniz. Hatta bazen çok tercih edilen mekanlarda oturmak için masa sırası bile bekliyor olabilirsiniz. Benim başıma çalıştığım bölgede fazlaca geliyor. Büyük şehirlerde seçenekler fazlalaştıkça bu tarz durumlarla karşılaşılmıyor olabilir. Ama zaman faktörü iş yerinize yakın olan mekanları seçmenize neden oluyor. Ve siz her durumda ofisinize ya da iş yerinize yakın mekanları tercih ediyorsunuz eğer büyük bir şirkette iseniz de catering firmasından geliyor yemekleriniz.

    Dışarıda Yenilen Yemeklere Ne Kadar Güvenebiliriz?

    Bu kadar büyüme hacmine ve geniş müşteri kitlesine sahip olan sektörü denetleyen ve düzenleyen bir güç var mı peki? Elbette mevcut. Gerek devlet kontrolünce gerekse STK lar tarafından insan sağlığını koruyan, gözetleyen ve haklarını hatırlatan birimler mevcut. Peki yeterli mi? İşte bu noktada sizlere net bilgiler veremiyorum. Sebebi ise son zamanlarda medyanın da fazlaca dile getirdiği haberler. Gerek hijyen konusunda gerekse kullanılan gıdaların durumu ile ilgili fazlaca olaylara şahit olduk. Artık insanların dışarıdan söyledikleri ya da restorana giderek yediği yemeklere güveni azaldı. Bunun olması da gayet normal. Bu kadar olayların olduğu ve medyanın kaçak et kesimleri ile kullanım ömrü dolmuş malzemelerin kullanıldığı yemekler, benim tabağımdaki acaba nasıl yapıldı diye sordurup tereddüt ettiriyor.

    kaçak et kesimleri ve sağlık koşullarına uygun yetiştirilmemiş sebzelere dikkat!

    Her ne kadar kendine güvenen sağlam bir firma ya da işletme olursanız olun halkın zihninde bu konulardan başka bir şey yok. Üzerinize olumsuz bir imaj yüklenmeden güvenilirliğinizi daha sağlamlaştırmak istiyorsanız, yapmanız gereken info@mutlumekan.com dan ya da mutlumekan.com ile iletişime geçebilirsiniz.

    Bu konuda daha detaylı başlıklar altında yeni yazılarımız olacak. Mutlu haftalar…

  • Sana ne vereyim ?

    İşletmelerde çalışan personelinizin müşterilere hitabı müşterinin yeniden işletmenizi tercih etmesini etkilemektedir. Bugün tanık olduğum bu konuyu yazmak istedim. Kentin en önemli ve müşterisi çok olan restoranlarından birisinde yemek yedim, yan masaya genç bir kız ve annesi oturdu. Öğle saati olduğu için çok kalabalıktı. Masa ile ilgilenen personel belliki yoğunluktan biraz bunalmış görünüyordu çünkü yüzünden tebessümden ziyade gerginlik vardı. Önce anneye ne yemek istediğini sordu, sonra 17 yaşlarında görünen kıza dönüp “sana ne yemek vereyim” dedi. Bu ifadesi genç kızı belliki rahatsız etti ve keyfi kaçtı. Sanırım bu genç bayan bu işletmeyi bir daha tercih etmeyecek. Firma kültürünün çok önemli olduğunu ve personellerin firmayı temsil ettiğini asla unutmayın.

  • Karadenizlilerin gözde tatlısı: Laz Böreği Tarifi ve Tarihçesi

    Karadenizli olmayanlar laz böreğini gerçekten tuzlu börek sanıyor. Yolu Trabzon‘dan Rize‘den geçip de atıştırmalık bir şeyler yemek isteyenler önlerine gelen laz böreğini görünce fıkralara konu olacak şekilde şaşırıyor. “Lazlardan da ancak böyle bir börek beklenirdi, tatlı börek mi olur!” gibi komik olmayan esprilere de şahit olunmuştur 🙂 Ancak endişelenmeyin. Bu yazımda hem laz böreğini tanıtacağım hem de laz böreği tarifini vereceğim.

    Tadanların müptelası olduğu bu tatlıyı yakından tanıyalım. Müthiş bir tatlıdır. Hafiftir, insanı baymaz. Farklıdır, alışılmış diğer tatlılara karşı iyi bir alternatiftir. Görünümü baklava gibidir, ilk görüşte aşk yoktur bu tatlıda. İçinde adına yakışır şekilde karabiber vardır. Üzerinde ve altında kat kat açılmış yufka, içinde de muhallebi vardır. Böyle yazınca emeğe saygısızlık etmişim gibi hissediyorum, yapım aşamalarını görmeniz gerek. Çok uğraş verici ama sonucu da bir o kadar mükemmel bir tatlıdır Laz Böreği! Puf puf olanı makbuldür.

    Laz böreği Tarihçesine göz atmak istedim. Bulabildiklerim şunlar: Bazıları Rusların bu böreği Paris’ten alıp Kafkasya’ya götürdüklerini, Türklerin de Laz Böreği adı altında millileştirdiklerini söylüyor. Birçok Karadenizliye göre ise Laz böreği şöyle oluşmuştur: Börek yörede ilk kez Karadenizli bir kaynana tarafından yapılmıştır. Gelin kaynanasına çok kızgındır ve şerbet kaynatıp kaynanasının üstüne dökmek istemektedir. Ancak kaynamış şerbeti kaynanasına dökmeye kıyamaz ve şerbeti kaynanasının yaptığı böreğin üzerine döker. Böylece börek tatlı haline gelir. (Kentler ve İmgesel Yemekler kitabından alıntıdır.)

    Laz Böreği Tarifi ise şöyledir:

    Malzemeler;

    Hamuru için:

    1 adet yumurta
    2 çay bardağı süt
    1 çay bardağı sıvıyağ
    Yarım paket kabartma tozu
    Aldığı kadar un
    Aralarına sürmek için:
    2-3 çorba kaşığı tereyağı

    Muhallebi için:

    1 litre süt
    5 adet yumurta
    1 su bardağı un
    Bir tutam karabiber
    150 gram tereyağı
    1 paket vanilya

    Üzerine:

    1 adet yumurta sarısı
    Şerbeti için:
    1 su bardağı tozşeker
    1 su bardağı su

    Öncelikle hamur için yumurta, süt, sıvıyağ ve kabartma tozunu yoğurma kabına alın. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar un ilave edip, yoğurun. Hamuru 14 eşit bezeye ayırın ve her birini baklava hamuru inceliğinde açın. Orta büyüklükte bir fırın tepsisine, açtığınız 7 adet yufkayı aralarına eritilmiş tereyağı sürerek, kenarlardan taşacak şekilde üst üste yerleştirin. Muhallebi için sütü tencereye alın ve yumurta ekleyip, çırpın. Un ilave edip, çırpmaya devam edin. Karabiber ve tereyağı ekleyip, koyu bir kıvama gelene kadar karıştırın. Tencereyi ocaktan alın ve vanilyayı ekleyin. Ilındıktan sonra tepsideki yufkanın üzerine boşaltın. Kalan 7 adet yufkayı aralarına eritilmiş tereyağı sürerek üst üste tepsiye yerleştirin. Kenarlardan taşan yufkayı üzerine kapatın. Üzerine fırça ile çırpılmış yumurta sarısı sürün ve önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20 dakika pişirin. Şerbet için tozşeker ve suyu tencerede kaynatın. Ilındıktan sonra tatlının üzerine gezdirin ve dilimleyerek servis yapın. (Tarif Uludağ Sözlük iskandinav adlı yazardan alıntıdır.)

    Kesinlikle tatmalısınız!

     

     

  • Tat Alma Duyusu Testi

    Bir çoğumuz tat alma duyusuna çok fazla güvenir. Yemeklerimizi tadımlarken gözlerimizi kısıp gurme edasıyla yorumlamaya başlarız. Peki bu yorumlar ne derece tutarlı? Gelin birlikte tat alma testinin nasıl yapıldığını inceleyelim.

     

    İnternette bu sıralar herkes tarafından yapılabilecek basit bir test vidyosu paylaşılıyor. Küçük bir kağıdı standart bir delgeçle delin. Kağıdı dilinizin orta uç noktasına yerleştirip, dilinizin yuvarlığın içinde kalan kısmını mavi gıda boyası ile boyayın. Şöyle bir görüntü elde edeceksiniz:

    Yuvarlağın içinde kaç adet papilla (dil üzerinde bulunan kabarcık) olduğunu dikkatlice sayın. Büyüteç kullanmanız tavsiye olunur.

    15’ten az papilla varsa tat köründen hallicesiniz (her dört kişiden biri), 15-35 arasında ise normalsiniz (her iki kişiden biri), 35’ten fazla ise supertaster’sınız (her dört kişiden biri) demek oluyor.

    35’ten fazla papilla varsa arkadaşlarınıza ben gurmeyim demekte serbestsiniz, bilimsel kanıt(!) da olduğuna göre artık kimse karşı çıkamayacak. 🙂

     

    Bu basit testi yeterli görmüyorsanız, dilinizde ki tat alma duyusunda bozukluk olduğundan şikayetçiyseniz hastanelerde ki Tat testleri, klinikte çoğunlukla KBB (kulak burun boğaz), Nöroloji, Psikiyatri, Aile hekimlikleri ve pratisyen hekimler tarafından kullanılır. Onun dışında KBB ve Nöroloji uzmanları tarafından özel muayenehanelerde de sıklıkla kullanılmaktadır.

     

     

    Bu testi kısaca anlatırsak; TAT testi çubukları 1 set içerisinde 50 adet içermektedir.

    4 farklı konsantrasyonda bulunan, tatlı, ekşi, tuzlu ve acı test çubukları ile birlikte 2 adet “boş” test çubuğunu oluşturan kaplardan 50 adet bulunmaktadır.

     

     

    4 farklı tat testi  için, tatlı, ekşi, tuzlu ve acı olmak üzere en yüksek konsantrasyonda 25 adet set içermektedir.

    1 test  = 4 konsantrasyonda  tat testi çubuğundan oluşur.

    Tat testi çubuğu, hastanın dilinin ortasına yerleştirilir. Ağız kapatılır ve dili hafif hareket ettirilerek, salivanın (tükürüğün) tat kristallerini çözmesi beklenir.

    Hasta, ağzında hissttiği tadı 4 ana tat duyusundan hangisi olduğunu çoktan seçmeli cevap anahtarı üzerinden işaretler.

    Test işini hallettik fakat Koku ve Tat Alma Neden Bozulur?

    Tat alma sorunlarının temel sebepleri şunlardır:

    • Üst solunum yolları ve orta kulak enfeksiyonları
    • Baş ve boyun kanserleri için radyasyon terapisi
    • Böcek ilaçları gibi bazı kimyasallara maruz kalmak ve antibiyotikler ve antihistaminler gibi bazı ilaçları kullanmak
    • Kafa yaralanması
    • Kulak, burun ve boğazda yapılan bazı ameliyatlar (örneğin, azı dişi ve 20 yaş dişinin çekilmesi ve ortakulak ameliyatı)
    • Kötü ağız hijyeni ve dişle ilgili sorunlar

    Toplumda ortalama %1 oranında koku ve tat alma bozukluğuna rastlanmaktadır.

    Koku ve tat almayı bozan çok sayıda hastalık vardır.

    Bunların başında üst solunum yolu enfeksiyonları, burun tıkanıklığı yapan hastalıklar, burun polipleri, alerjik hastalıkları, sinüzitler, ağız içi iltihaplar, diş sorunları ve kafa travmaları gelir.

    Hormon hastalıkları ve dişle ilgili sorunlar da koku ve tat almamızı etkileyebilir.

    Yıllar boyunca böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler soluyanlarda da koku alma duyusu kaybolmaktadır.

    Sigara dumanı, yoğun hava kirliliği bu duyuları bozabilir. Sigara bırakıldıktan sonra bu duyular yavaş yavaş geri gelmektedirler. Sigara içen kişinin tekrar eskisi gibi koku alabilmesi için sigara içtiği dönem kadar sigarayı bırakmış olması gerekir.

    Sigara da aynı etkiyle koku ve tat alma duyusunu bozar. Bazı ilaçlarda koku ve tat almayı bozabilirler.

    Yüz bölgesine kanser nedeniyle yapılan şua tedavilerinden sonra ve bazı nörolojik hastalıklarda da koku ve tat alma duyuları zarar görmektedir.

  • Alışveriş

    Alışveriş; bir ürün ya da hizmet satın almaya verilen isimdir gibi ortalama bir tanımla alışverişin ne anlama geldiğinden bahsedebiliriz.

    müşteri hakları
    ne alırsanız alın muhakkak faturanızı talep edin

    İnsanlık tarihi kadar eskidir alışverişin tarihi de. Çünkü insanlar sosyal varlıklardır ve her dönemde alıp-satarak  sirkülasyonu bir şekilde devam ettirirler. Peki ya günümüzde alışveriş nasıl yapılıyor ve hangi konularda nasıl davranışlar sergileniyor gelin birlikte bakalım.

    fatura ve fiş önemli
    alışveriş yaparken faturanızı alın

    Bu konuda insanlar zamanla tecrübe kazanarak her hangi bir ihtiyaçlarını karşılayacak bile olsalar muhakkak alacakları ürün ya da hizmeti karşılaştıracak bilince ulaşmışlardır. Yani büyük bir çoğunluğumuz artık bu seviyedeyiz. Örneğin bir A ürününe ihtiyaç varsa o ürün için kısa vadede hemen bir araştırma yapılır ve nerede en uygun şartlara satılıyor ise o ürün satın alınır. Yani alışveriş esnasında ve öncesinde insanlar oldukça bilinçli davranışlar sergiliyor. Peki bu sonrası içinde geçerli midir?

    Alışveriş Yaparken Fatura ve Fiş Alın

    Gelir İdaresi Başkanlığı alışveriş yapan bireylere bir konuda dikkat çekmek istiyor. Tahmin etmesi aslında pekte zor değil. ”Alışveriş yaparken fatura ve fişinizi alın!” diyor. Ne yazık ki bu konuda yeteri bilince erişemedik sevgili okurlar. Neden diyecek olursanız, biz pazarlık yapmayı seven bir milletiz. Ve alışverişte indirimli ürünler almayı çok severiz. Doğrusu bu ya herkes çok sever. Ama uygun yollardan yapılmış indirimlerden yararlanmalısınız. Şöyle ki fatura ya da fiş almayacağımızı söylediğimizde firmalar fiyata 3-5 liralık bir indirim daha yapar. Ya da size böyle bir teklifle gelebilirler.

    fatura ve fiş almayı unutmayın
    alışverişte insanlar daha indirimli ürünler almak ister

    Herkesin vergi ödediğini belirten fatura ve fişler muhakkak alınmalıdır. Almazsak ne gibi sıkıntıları olabilir ki diye düşünebilirsiniz.  Fatura ve fiş almadığınız durumlarda, gelecekte alabileceğiniz daha iyi daha kaliteli kamu hizmetlerinden mahrum kalabilirsiniz. Ve aynı zamanda tüketici olarak da bir çok haklarınızdan vazgeçmiş olursunuz. Çünkü faturası ve fişi olmayan ürünlerde herhangi bir problem oluştuğunda hak iddia edemezsiniz. Yasal işlem başlatamazsınız. Sorunlu ürün hakkında değişim talebinde bulunamazsınız.

    fatura ve fiş alın
    fatura almadığınız ürünlerde gerçekleşebilecek sorunlar için hak talep edemezsiniz

    Fatura ya da fiş almak bilinçli bir vatandaş olmanın gereğidir. Eğer alışveriş yaparken fatura ve fiş almasanız adalet,yol,sağlık,su,elektrik,iç ve dış güvenlik gibi hizmetlerin yanı sıra kimsesiz çocukların bakımı ve yetiştirilmesi, bakıma muhtaç yaşlıların barındırılması ve doğal afetler sonucu mağdur insanlara yapılacak olan yardımları da maalesef kısıtlanmış olursunuz.

    Alışveriş yaparken fatura ve fiş aldığınızda da bütün bu olumsuz etkileri pozitif yönde değiştirmiş olursunuz. Daha güzel ve kaliteli kamu hizmetleri almaya devam edersiniz. Bununla birlikte yardıma muhtaç insanlar için devletin yardım eline sizde destek olmuş olursunuz. Bilinçli bir vatandaş olmak her zaman size ve ülkemize kazandıracaktır. Fatura ve fiş konusunda lütfen daha hassas ve farkında olarak yaklaşalım.

  • Yılbaşı Akşamı

    2017 yılı dolu dizgin gelip geçti. Aralık ayının bitmesine günler kala yeni yıl heyecanı tüm dünyada olduğu gibi güzel ülkemde de heyecanla karşılanmayı bekliyor. Yani yılbaşı akşamı için heyecan sardı dört bir yanımızı…

    Yılbaşında eşimizle dostumuzla 2017 yılının son akşamına veda edip gece 00:00’da yepyeni umutların ve de güzelliklerin dilendiği yeni yılın ilk gününü yaşayacağız. Kimimiz eğlenceli bir etkinlik organize edecek, kimimiz yurt dışına çıkacak, kimimiz ise her yıl kendi klasiği olmuş aktivitelerinden yapacak.
    Türkiye’de her kesimden insan yaşıyor. Haliyle de yılbaşı ile ilgili farklı farklı seçenekler mevcut oluyor. Gençler sokaklara dökülerek sevinçlerini kutluyor. Orta yaşlar arkadaş grupları ile şık mekanlarda vakitlerini geçiriyor. Olgun kesim eskileri yad ederek yeni yıla merhaba diyor vs…

    yılbaşında her insan eğlenmek ister
    yılbaşı etkinlikleri

    Bir de daha mütevazi eğlence modelleri seçmeye çalışanlarımız var. Bu kesim eğer kalabalık ailelerden oluşuyorsa topluca hareket ederler. Ki bende bu kitleye dahil bir aile üyesiydim. Ailemle kendi halinde kutlamalarla geçirirdim yılbaşı akşamını. Aslına bakarsınız çokta zevkli olurdu. Çünkü ne yaparsanız yapın nerede olursanız olun en iyisi aile ile geçirilen vakittir. Ve belki de biz Yılbaşını bahane ediyorduk kendimize. Çünkü paha biçilmez anılarla yeni yıla giriyorduk. Lakin belli bir süreden sonra bir önceki yılın tekrarına düşme durumunuzda artıyor.

    Hem kendi halinde olup hem de yılbaşı akşamı  güzel geçsin diye size bu yıl değerlendirebileceğiniz bir plandan bahsedeceğim. Olur da hoşunuza giderse bu yılda böyle olsun der naçizane fikrimi değerlendirirsiniz.

    Akşam Yemeği İçin Mekan Seçmek

    Tamam durun hemen e ne var bunda demeyin! Size Amerikayı yeniden keşfedemem ama akşam yemeği için seçeceğiniz mekan hakkında ipuçları verebilirim. Özellikle de yılbaşı akşamı için dikkat edeceğiniz noktalar da mevcut. Ben size şu mekana mutlaka gidin desem belki bir çoğu havada kalacak. Neden mi? Çünkü böyle bir akşamda herkes kendi tercihi bir yere gitmek ister ki işini riske bırakmamak için. Bende akıllıca düşündüm ve size nasıl mekan seçerseniz seçin yılbaşı akşamı için ölçüyü kaçıranlardan olmamak için bir şeyler karaladım.

    Yılbaşı akşamında yediğimize içtiğimize pek dikkat etmeyebiliriz. Buda dozu kaçırmamıza neden olabilir. Bir de alkol aldıysanız aman dikkat! Yapılan araştırmalar da bu doğrultuda. Yılbaşı akşamları biraz fazla yiyor ve içiyoruz. Bu yüzden tüketeceğiniz yemeklere ve alacağınız alkole göre kendinizi frenlemelisiniz. Bu konuda seçeceğiniz restoranda devreye giriyor. Kaliteli malzemeler ile hazırlanmış menüsü hafif olan mekanları tercih etmekte fayda var.

    yılbaşında hafif yemekler tercih edin
    yılbaşı mezeleri

    Yılbaşı akşamı menüsünün klasiği hindi. Elbette hindi eti size zarar vermez. Buna bir sözüm yok. Çünkü hindi az yağlı ve kalori bakımından düşük olduğu için tercih edebilirsiniz. Ancak öncesinde sunulan ikramları yerken iki kere düşünün. Mezelerden hafif ve zeytinyağlı olanları tercih ederseniz 2018 de sağlıklı gireceğinizin totemini yapmış olursunuz.

    yılbaşında hindi yenir
    hindi

    Tercih edeceğiniz yemek mekanı mutlaka daha önce en az 1 kez gittiğiniz bir yer olmalı. En azından yemekleri ve menüsü hakkında fikir sahibi olursunuz. Bu durumda da sunumları nasıl, eğlence içeriğinde neler var ve aile ile birlikte gidiyorsanız isteklerinizi karşılar cinste olup olmadığını değerlendirme şansınız olur. Hiç bilmediğiniz bir mekanı tercih edecekseniz de mutlaka bloglardan o mekana daha önce gidenlerin yorumları hakkında bir arama yapmalısınız. Sonuçta o güzel akşamın pişmanlıkla bitmesini istemezsiniz.

    Bütün bunların yanında ertesi güne daha zinde uyanmak için yılbaşı akşamında tüketeceğiniz alkol oranına da limit koymalısınız.
    Yepyeni bir yıl hepimize sağlık, barış ve bol kazanç getirsin….

    tüm güzellikler yeni yılda artsın
    Yılbaşı
Close