Gözlemler

  • Ortam müzikleri restoran seçiminde bir etken midir?

    Müzik; doğanın çıkardığı sesleri de düşünürsek, insanlık tarihinden bile milyonlarca yıl önce doğmuş, ve şuan da da gizemini korumakta olan bir sesler bütünüdür… “Mustafa Sandal Onun arabası var” şarkısı çaldığında gözümün önüne eski mahalle bakkalımız, açıkta satılan limon kolonyası kokusu ve tezgahın önünde ki ülker çikolatalı gofret geliyor. Acılı bir siren sesi duyduğumda ise gözümün önünde mavi ve kırmızı flaşör renkleri perdeleniyor ve anlık panik yaşatıyor. Aynı müziği aynı sesleri milyonlarca farklı insana dinlettiğimizde hepsinin yorumu farklı olacaktır. Müziğin gizemli olmasının sebebi de tam da bu yüzdendir.

    • Müzik dinlerken, beyne giden kan ve oksijen miktarında artış olduğu için, uyarıcı ve harekete geçirici etkisi var.
    • Kalp atışlarını ve metabolizmayı doğrudan etkiler. İdmanlarda tempolu ve ağır müziğin etkileri farklı sonuçlar doğurmuştur.
    • Müzik ilham verir, duyguları harekete geçirir ve yaratıcılığı artırır.
    • Müzik matematikseldir, karmaşık fikirlerin kolay çözülmesini sağlar.
    • Etkili öğrenmenin temel unsuru olan beynin, sağ ve sol yarım kürelerinin denge içinde çalışmasını sağlar.
    • Belirli müzik türleri, huzur veren endorfin hormonunun salgılanmasını ve sakinliği arttırır.
    • Kas gerilimini azaltır, beden hareketlerini ve koordinasyonu geliştirir.
    • Beynin, fiziksel dünyayı algılama, zihinde canlandırma ve nesneler arasındaki farklılıkları ayırt edebilme yeteneğini geliştirir.
    • Müzik stresi azaltır, rahatlatır.

    Şimdi dikkatinizi farklı bir yere çekmek istiyorum. Etrafta duyduğumuz fakat bizden bağımsız olarak çalınan müziklere göz atalım. Örneğin bir alışveriş merkezine gittiğinizde girişte çalınan müziği, mağazalarda çalınan müziği ve wclerde çalınan müziği düşünün. Hepsinin farklı olduğunu anımsayabildiniz mi? Ya da sinemalarda çalınan müzikleri düşünün. Halk arasında sinema müziği diye anılan klasik müzikler var. Hatırlamamanız mümkün değil. 🙂

    Zincir restoranlarda da bu detaylar asla pas geçilmez. Eğer Türkçe müzik çalınıyorsa tüm Türkiye’de aynı müzikler çalınır. Yabancı müzikler çalınıyorsa da tüm dünya ile aynı müzikleri dinliyorsunuz demektir. Eğer restoran işletmesi sahipleri sizin orada uzun süre kalmanızı istiyor ve huzurlu bir şekilde zamanınızı nasıl harcadığınızı farketmeyin istiyorsa klasik müzik seçimi yapar. Alttan alttan güzelce çalar. Eğer restoran fast food türü hemen yiyip kalkın yeni müşteri gelsin diye düşünüyorsa, buna tam zıt olarak daha hızlı bir müzik seçimi olacaktır.

    Pazarlama ucu bucağı olmayan bir sektör. Gittiğimiz mekanların dekorundan, kokusundan, içerisinin sıcaklığından ve hatta müziğinden bile etkilendiğimizi çok iyi biliyorlar ve bunun üzerine sürekli bilimsel çalışmalar yapıyorlar. Ufkunuz biraz açıldıysa, ortamlarda çalınan müzikleri daha dikkatli dinleyip ilgili tespitlerinizi lütfen paylaşınız.

     

     

  • Akçaabat Köftesi Trabzon’un Gözdesi

    Akçaabat köftesi Trabzon’un ön plana çıkan lezzetleri arasında yer bir lezzeti haline gelen, geçmişi 1930’lu yıllara dayanan mükemmel bir lezzettir. Yerel halk ve misafirlerin damak tadına hitap eden akçaabat köftesi damaklarda hayranlık bırakan bir lezzettir. Kırmızı et ve ızgara sevenlerin ortak noktası olan, akçaabat köftesi TPE tarafından Akçaabat yöresine ait olduğu 22 Temmuz 2009 tarihli resmi gazete’de yayınlanmıştır. Lezzet sevenlerin tercih ettiği tüketim şeklinde köfte ile beraber piyaz, kızarmış ekmek, kızarmış biber ve domates şeklindedir. Tabi bu lezzetlerin yanında yayık ayran olmazsa olmazlardan bir tanesidir.

    akçaabat köftesi trabzon'un gözdesi
    akçaabat köftesi trabzon’un gözdesi

    Akçaabat Köftesi Nasıl Yapılıyor ?

    Dana eti kullanılan bu eşsiz lezzet içinde ağırlık olarak ekmek ve sarımsak kullanılmaktadır. Bazen de ihtiyaç halinde yapışmaları ve farklı damak tatlarına hitap etmek üzere yumurta sarısı da kullanıldığı görünmektedir. Akçaabat köfte hemen hemen Trabzon yöresinde tüm lokantalarda bulabileceğiniz bir lezzettir. Trabzon yöresi haricinde bulabileceğiniz bazı illerde bulunmaktadır. Bu illerde bu güzel lezzetin sunumu yapan firmalar ise Trabzon menşeyi bulunan firmalardır. Araştırma yaparak sizde evinizde güzel köfteler hazırlayabilirsiniz, fakat lezzet ızgara saklıdır.

    Mükemmel lezzet yayık ayranı
    Mükemmel lezzet yayık ayranı

    Nedir bu Yayık Ayran ?

    Trabzon’un meşhur köftesini tadan herkes bu güzel lezzeti yayık ayran ile beraberinde tüketmek ister. Çünkü alışılmış tat bu şekilde devam etmektedir. Özellikle bazı restoranlar tarafından güzel bir şekilde hazırlanan bu lezzetli yayık ayranı bakır sürahide gelerek buz gibi serinliği ile damak tadınıza çok güzel hitap ediyor. Köfte ile beraber ayran vazgeçilmez lezzetlerden biridir kesinlikle aynı anda denediğiniz zevk alacağınız doyurucu bir ziyafet olacaktır. Kesinlikle önerimiz bu lezzetleri güzel yapan mekanlarda yemenizdir. Mutlu mekan olarak sizlere en iyi şekilde en güzel yemekleri sunmayı hedefliyor sizleri en şahane damak tatları ile buluşturmayı hedefliyoruz. Bir önceki yazımız olan Laz Böreği isimli paylaşımımız da yine sizlere Trabzon’un sevilen lezzetlerinden biri olan laz böreğini tanıttık bu yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

    Zaman zaman sizlere her yöreden farklı lezzetleri sunacağız. Bizleri takip etmeye devam edin. Şimdi çok acıkmış olmalıyız ve hemen en yakın bir akçaabat köftecisine giderek bu eşsiz lezzeti deneme zamanı, afiyetler olsun …

     

  • Alışveriş

    Alışveriş; bir ürün ya da hizmet satın almaya verilen isimdir gibi ortalama bir tanımla alışverişin ne anlama geldiğinden bahsedebiliriz.

    müşteri hakları
    ne alırsanız alın muhakkak faturanızı talep edin

    İnsanlık tarihi kadar eskidir alışverişin tarihi de. Çünkü insanlar sosyal varlıklardır ve her dönemde alıp-satarak  sirkülasyonu bir şekilde devam ettirirler. Peki ya günümüzde alışveriş nasıl yapılıyor ve hangi konularda nasıl davranışlar sergileniyor gelin birlikte bakalım.

    fatura ve fiş önemli
    alışveriş yaparken faturanızı alın

    Bu konuda insanlar zamanla tecrübe kazanarak her hangi bir ihtiyaçlarını karşılayacak bile olsalar muhakkak alacakları ürün ya da hizmeti karşılaştıracak bilince ulaşmışlardır. Yani büyük bir çoğunluğumuz artık bu seviyedeyiz. Örneğin bir A ürününe ihtiyaç varsa o ürün için kısa vadede hemen bir araştırma yapılır ve nerede en uygun şartlara satılıyor ise o ürün satın alınır. Yani alışveriş esnasında ve öncesinde insanlar oldukça bilinçli davranışlar sergiliyor. Peki bu sonrası içinde geçerli midir?

    Alışveriş Yaparken Fatura ve Fiş Alın

    Gelir İdaresi Başkanlığı alışveriş yapan bireylere bir konuda dikkat çekmek istiyor. Tahmin etmesi aslında pekte zor değil. ”Alışveriş yaparken fatura ve fişinizi alın!” diyor. Ne yazık ki bu konuda yeteri bilince erişemedik sevgili okurlar. Neden diyecek olursanız, biz pazarlık yapmayı seven bir milletiz. Ve alışverişte indirimli ürünler almayı çok severiz. Doğrusu bu ya herkes çok sever. Ama uygun yollardan yapılmış indirimlerden yararlanmalısınız. Şöyle ki fatura ya da fiş almayacağımızı söylediğimizde firmalar fiyata 3-5 liralık bir indirim daha yapar. Ya da size böyle bir teklifle gelebilirler.

    fatura ve fiş almayı unutmayın
    alışverişte insanlar daha indirimli ürünler almak ister

    Herkesin vergi ödediğini belirten fatura ve fişler muhakkak alınmalıdır. Almazsak ne gibi sıkıntıları olabilir ki diye düşünebilirsiniz.  Fatura ve fiş almadığınız durumlarda, gelecekte alabileceğiniz daha iyi daha kaliteli kamu hizmetlerinden mahrum kalabilirsiniz. Ve aynı zamanda tüketici olarak da bir çok haklarınızdan vazgeçmiş olursunuz. Çünkü faturası ve fişi olmayan ürünlerde herhangi bir problem oluştuğunda hak iddia edemezsiniz. Yasal işlem başlatamazsınız. Sorunlu ürün hakkında değişim talebinde bulunamazsınız.

    fatura ve fiş alın
    fatura almadığınız ürünlerde gerçekleşebilecek sorunlar için hak talep edemezsiniz

    Fatura ya da fiş almak bilinçli bir vatandaş olmanın gereğidir. Eğer alışveriş yaparken fatura ve fiş almasanız adalet,yol,sağlık,su,elektrik,iç ve dış güvenlik gibi hizmetlerin yanı sıra kimsesiz çocukların bakımı ve yetiştirilmesi, bakıma muhtaç yaşlıların barındırılması ve doğal afetler sonucu mağdur insanlara yapılacak olan yardımları da maalesef kısıtlanmış olursunuz.

    Alışveriş yaparken fatura ve fiş aldığınızda da bütün bu olumsuz etkileri pozitif yönde değiştirmiş olursunuz. Daha güzel ve kaliteli kamu hizmetleri almaya devam edersiniz. Bununla birlikte yardıma muhtaç insanlar için devletin yardım eline sizde destek olmuş olursunuz. Bilinçli bir vatandaş olmak her zaman size ve ülkemize kazandıracaktır. Fatura ve fiş konusunda lütfen daha hassas ve farkında olarak yaklaşalım.

  • İş Kazaları

    İş kazaları; işçinin işini yaparken, iş yerinde gerçekleşen ve işçiyi bedence ya da ruhça etkileyen kaza.

    Kazaların da çeşitleri mevcut. İş kazası, ev kazası, trafik kazası diye bir çok alt başlıkta sıralanıp gidiyor. Her hangi bir kazaya maruz kalmamak için çok dikkatli davranılmalı. Bununla birlikte alınan önlemlerle riski en aza indirebilirsiniz.

    Son zamanlarda yapılan araştırmalar iş kazalarının arttığı yönünde. Özellikle de dışarıdan bakınca en tehlikesizmiş gibi görünen hizmet sektörüne bağlı restoran ve benzeri çalışanlarında görülen iş kazaları oranı oldukça fazla. İş sağlığı ve güvenliğine yeterince önem verilmemesi ve toplumun genelinde iş güvenliği  ve bilincinin bulunmaması kazaların arkasını kesmeyen sebepler arasında. 2014 SGK verilerine göre lokanta ve seyyar yemek hizmeti faaliyetinde bulunan firmalarda 6099 kişi iş kazası atlatmıştır.  Bu kazalardan dolayı yaşanan iş gücü kaybı ise 31.702 şeklinde olmuştur. Bu bilgilere göre restoran işletmelerindeki iş güvenliği önlemlerinin alınması ve devlet tarafından kontrollerinin düzenli bir şekilde yapılması gerektiğini gözler önüne sunuyor.

    İş Kazalarının Sık Rastlandığı Restoran İşletmeleri

    İş kazaları yeme-içme sektöründe hangi sebeplerden oluyor bunlara da ışık tutalım. Sektörde genel olarak yoğun bir çalışma temposu hakim. Özellikle günün her saatinde fazla müşterisi olan işletme çalışanları iş kazalarına sebebiyet verebilecek yorgunluğa erişiyorlar. Bunların yanında her bölümde çalışacak eleman sayısının kısıtlı olması, müşteriyi çok bekletmemek için yapılan zaman baskısı, sipariş yetiştirmek için acele eden restoran çalışanları derken iş kazaları geliyorum diyor adeta. Çalışanların az ücretle uzun süre çalıştırılması motivasyon ve çalışmama isteğine sebep olduğu için özen seviyesi orantılı bir şekilde düşüyor. İş kazalarında çalışan kadar işverenin sunduğu ortamlarda büyük önem taşıyor. Müşteriler için refah, şık ve geniş tutulmuş ola restoranların çalışanlar için arka planda siparişleri daracık mutfaklarda sıkış tıkış hazırlamaya çalışmaları da kazalara ve aksiliklere sebebiyet verebiliyor. Olması gereken mevzuatın da öngördüğü gibi ortamların iş sağlığı ve güvenliğine uygun şekillerde hazırlanmasıdır.

    Restoran ve seyyar yemek hizmeti veren işletmelerde kazalar çoğunlukla mutfakta daha sonra dış alanda ve müşterilerin bulunduğu salonlarda gerçekleşmekte. En çok aşçılar kaza atlatmakta ve sırayı komiler takip etmekte.

    Geçenlerde şahit olduğum bir olaydan bahsedeyim. Yemek yemek için ofisime yakın bir restorana gittim. Menüsü ve mutfağı o kadar zengin ki muhitte çok tercih edilen bir işletme. Ev yemekleri ve diğer yemek çeşitleri ile bende sık sık ziyaret ederim burayı. Aksilik ya çalışan garsonlardan ikisi servisi yetiştirmek uğruna öyle hızlı hareket ediyorlardı ki birden büyük bir salata kasesi bütün salonun içinde yankılandı. Ve yan masada oturan çocuklu bir aile vardı. Kırılan parçalar neyse ki kimseye sıçramadı ve garsonların gömlekleri hariç kimseye bir şey olmadı. İnsanın aklına tam da hadi bir şey olsaydılar takıldı. Aslında burada sadece çalışanların değil biz sabırsız açıkmış müşterilerinde suçu var. Çalışanları zamanla yarıştırıyoruz resmen. Onlardaki bu psikolojik baskı bilinç altlarında hızlı olmayı tetikliyor. Her iki tarafın birbirine karşı sabırlı ve anlayışlı olması bu tür görünmez kazaları ortadan kaldırmaya yardımcı olacaktır.

    kırılmış bardak fotoğrafı
    kırılmış bardak fotoğrafı

     İş kazaları profesyonel anlamda azaltılacak tedbirlerle en aza indirgenebilir. Aksi takdirde bu kazalar devam eder bende bunları size anlatmaya….

    Mutlu Mekan Kazasız Güzel Günler Diler…

  • Çalışanlar İşletmenizin Yüzü

    Milletçe yemek yemeye bayılırız. Yemekten sonra tatlı, üstünede mis gibi tavşan kanı çay oldumu daha keyfimize diyecek olmaz. Yeni lezzetler keşfetmek, farklı tatları denemek için daha önce gitmediğimiz mekanlar ararız. Monotonluktan çıkmış oluruz hem de. En azından ben öyle yapıyorum. Daha önce tatmadığım lezzetler için yeni yeni mekanlar arıyorum. Gittiklerimin çoğundan da hoşnut bit şekilde ayrılıyorum.

    Geçenlerde ailem ziyaretime geldi. Bende yaşadığım şehrin hemen hemen her yerini gezirmeye çalıştım. Tabi biz gezerken acıktık. Eşsiz manzarası olan bir restauranta götürdüm onları. Babam bizden önce indi araçtan derken bir baktım babamı kapıda karşılayan işletme çalışanları ile tokalaşıp, hal hatır soruşurlarken gördüm. Aceba diye düşündüm, babamın bir arkadaşı bir ahbabı mıydı. Gayette oranın çalışanlarından birisiydi babamı karşılayan. Aynı şekilde bizede sıcak bir karışlama yapan işletme çalışanı bizi çok güzel bir masada ağırladı. Ve başlasın ziyafet.

    Diyeceğim o ki samimiyet gösteren işletmeler insan zihninde apayrı bir yerde konumlanıyor. Güler yüzlü çalışanların olması sizin rahat rahat o mekanda vakit geçirmenizi sağlıyor. Unutmayın çalışanlarınız sizin yüzünüz. İşletmeniz için ne denli önemli olduğunu sakın unutmayın. Çünkü misafirleriniz ya da müşterileriniz, sizden önce çalışanlarınızla tanışıyor ve onlarla iletişim kuruyor.

  • Fırçanın Kılıdır Efenim

    İşten çıktınız, çok açsınız ve ilk gördüğünüz restoranta girdiniz. Menüdekiler iştahınızı kabarttı tabi. Derken garson geldi sizden siparişinizi aldı ve yemeğinizin gelmesini dört gözle bekliyorsunuz. Atıştırmalık sunumlarınız geliyor, içeceğiniz falan derken asıl yemeğiniz masanızda bir tablo gibi yerini alıyor. Bir lokma iki lokma derken buda ne? Minik bir kıl mı aceba ya da uçup gelen küçük bir misafir mi? Tabi garsonlar çağırılsın ve başlasın sorular. Siz garsona ne sorarsanız sorun onun diyeceği şey ”efenim mutfakta kullanılan yemek fırçalarından düşmüştür” olacaktır. Nerden mi biliyorum çünkü en az 2-3 kez deneyim etmişliğim vardır. Tamam diyelim ki fırçanın kılı eee. Fırça kılı olunca yemesinde sıkıntı olmuyor mu, yani o özrü teşkil edecek bir durum değilmi. Restorant çalışanlarının gözünde bu hiç değişmemiştir. Ancak 1. sınıf bir restorantta iseniz o zaman belki işin rengi biraz daha değişebilir. Mahçubiyet oranı artar, telafi için masanıza ekstra bir şeyler daha gelir falan.

    Siz siz olun çalışanlarınızın bu tarz durumlarda rahat olmalarına göz yummayın. Yoksa o müşteri bir daha sizi asla tercih etmez. Ağızdan ağıza pazarlama ile birde yakın çevresine duyurdumu potansiyel müşterilerinizi de kaybedersiniz. Elbette yemeklerinize ve sunumlarınıza çok dikkat ediyorsunuzdur. Mutfakta aşçılarınızı bonesiz ve eldivensiz çalıştırmıyorsunuzdur. Ama bazı zamanlar bunlar yaşanabiliyorsa özrünüz kabahatinizden büyük olmamalı. Basit bir durummuş gibi yansıtırsanız müşterinize hakaret olur. Sonuçta sizin için sıradan bir fırça kılı ama müşteri onu 100 farklı hikayenin baş rolü olarak yazdı çizdi bile.

  • Sıcak Yemekleri Bekletmeyin, Bekletecekseniz ..

    Çorba, kebap, sıcak yemekler vs. servise hazır olur olmaz müşteriye servis yapılmalı, servisi yapacak olan garsona patron tam servis vakti yaklaşırken başka bir iş verirse ve servis gecikirse çıkan yemek soğur ve müşteri keyif alamaz. Dolayısıyla sizi tekrar tercih etmeyebilir.

    Bunun yanında örneğin Urfa Tava isteyen bir müşteriye, yemeğin servise hazır hale gelene kadar geçen süreyi sipariş esnasında bilgilendirmek ve o sürede müşterinin masasına ücretsiz atıştırmalıklar, mezeler vs. ikram edilmesi müşteriyi memnun eder.

    Bugün karşılaştığım bir gözlemimi paylaşarak bitireyim; gittiğim restoranda yemek yiyen bir müşteri sanırım Dana Kavurma yiyordu, sonradan pilav istedi, garson pilavı ustaya söyledi, usta başka bir yemekle uğraşıyordu, garson diğer garsonla sohbete daldı, usta o arada pilavı tezgaha koydu, garson pilavı geç farketti ama pilav soğumuştu, müşteriye götürdüğünde müşteri yemeğini bitirmişti ve pilavı kabul etmedi.

  • Davranışlarınıza ve Sözlerinize Dış Gözle Bakın

    Kasada duran işletmeci veya görevli, yemeklerin sunumunu yapan şef, girişte karşılayan görevli veya servisi yapan garson veya diğer konumlarda bulunanlar konuşma, hal, hareketleri ile konumunu temsil etmelidir. Girişte sakız çiğneyen bir görevli, somurtan bir şef, servis yaparken söylenen bir garson veya kasada bişeyler atıştıran bir işletmeci hiç hoş karşılanmaz.

    Bir işletmede kebap ustası ağzında sigara varken kebab hazırlarken, (afedersiniz) burnunu karıştıran bir garson size servis yaparken, kasada somurtan bir patron görseniz sanırım sizde tercih etmezsiniz.

    Ben bugün bir restoranın giriş katında öğle yemeği yedim; birazda kasaya yakın bir masa idi. Kasada duran bayana köşedeki simitçi bir simit getirdi ve bayan simit yemeye başladı. Burada aklıma 2 şey geldi; acaba bu restorandaki yemekler yenilemeyecek kadar kötü veya temizlik açısından sorunlu mu; yoksa işletme sahibi restoran yemeklerinden personeline yemek yedirmiyor mu? Tabi sorular daha da çoğaltılabilir. Bunun yanında hanımefendinin canı simit çekmişte olabilir. Ama yeri orası değil, mutfak veya masa olabilirdi. Çünkü ben yemeğimi bitirip hesap öderken ağzında simiti çiğnemekle meşguldü.

  • Caramel Macchiato

    Türkiye’de kahve tüketimi her geçen gün artmakta. Bunu sayısal verilere dökmeden de ispatlamak oldukça basit. Sosyal medya paylaşımlarında sıkça gördüğümüz kahve içeriklerinden başlayabilirim. Kitap okumak için mutlaka bir fincan kahveye ihtiyaç var temalı fotoğraflar, arkadaş gruplarının buluşma duraklarının kahve çeşitlerinin her türünden olduğu mekanlar hatta ve hatta kadınların kahve bahanesi ile fiskos yapmaya toplanmalarından bahsedebilirim. Anlayacağınız kahve Türkiye’de çok seviliyor. Eskiden bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı şimdi small, medium, large olarak hatır işinin boyutu da değişiyor. Yani demek istediğim bazen adını bile telaffuz etmekte zorlandığımız kahvelerin müptelası olmuş durumdayız.

    Tabi bunların dışında bir de ticari boyutu var. Dükkan zincirlerinden ev içi tüketimine, hazırlama ekipmanlarından kahve çeşitlerine kadar çok geniş bir yelpazeye sahip. Coffeeshop Company Türkiye ortağı ve Genel Müdürü Ceyhun PusmazTürkiye piyasasına çok daha fazla sayıda zincirin gireceğini düşünüyorum. Avusturya’da kişi başı yılda 9 kg. Avrupa Birliği’nde ortlama 4.8 kg. Türkiye de ise 550 gr. Şu an Türkiye kahve pazarı yıllık yaklaşık 500 milyon TL. Dünya kahve pazarının 100 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Bağımsız bir araştırma şirketinin bir araştırmasında önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye kahve sektörünün yüzde 100 büyüyeceği öngörülüyor. Biz de böyle düşünüyoruz”

    Şeklindeki yorumları pazar hakkında bize çok ciddi ipuçları veriyor. Peki ben neden şimdi bunları anlatıyorum. Hali hazırda cafe işletenler bilirler kahve siparişlerinin yoğunluğunu, bu işi yapmayı düşününlerinse acebalarına cevap olsun diye anlatıyorum. Kahve tutkunları için kahvenin kıvamı, yoğunluğu, tadı ve en önce de kokusu çok önemli. Bende bir kahve tutkunuyum ve Caramel Macchiato ve Chai Tea Latte vazgeçilmezim.

    Kahve dükkanlarında hizmetler genellikle self servis olduğu için müşteri memnuniyeti açısından pek sıkıntı yaşanmaz. Ama kafelerde durum öyle değil işte filtre kahve söylersiniz ve bir bakarsınız size gelen paspas suyu.

    Bu konuda işletmelerin hassas davranması ve kahve yapımını üstlenen elemanların iyi kahve eğitimleri almaları gerekir. Dünya kahveleri de dahil olmak üzere iyi kahve nasıl hazırlanır bunun üzerine yoğunlaşmalarında fayda var.

    Sonuçta biz entelektüellerin kahvesizlikleri hiç çekilmiyor.

     

  • Park Hizmeti, Vale ve Kaybedilen Müşteriler

    Mekanınıza ailesi, arkadaşları, misafirleriyle gelen müşterileriniz araçları ile gelecektir. Yeme-içme mekanları tercih edilirken araç park sorunu yaşanmayan işletmeler tercih edilir. Doğal olarak müşterilerinizin bu isteğini park edilecek bir alan sunarak karşıladığınızı düşünebilirsiniz. Ama yanılıyorsunuz !

    Sadece alan tahsis etmek yeterli değildir. Park alanında bir görevli bulundurabilmek müşterilerinizin memnuniyetini sağlayacaktır. Çünkü işletmeye aracından iner inmez hoşgeldin diyerek karşılayan güler bir yüz her zaman artı bir değer katar. Vale hizmeti sağlayabiliyorsanız işletmenizi bu hizmetiniz daha da değerli kılar.

    Geçen ay ailemle beraber gittiğim bir restoranda yemek yedikten sonra çıkarken çok yoğun yağan bir yağmur başlamıştı. Araçların park alanı işletmenin önünde bulunmasına rağmen aracım en uzak alanda idi, etrafıma bakındım bir park görevlisi varmı, aracımı getirebilirmi kapı önüne diye kimse yoktu. Aracıma gidene kadar bir şemsiye uzatan olmadığı gibi giriş alanında şemsiyelik bile yoktu. Neyse ailece ıslana ıslana araca kadar koştuk. Bu seferde aracın arkasına 2 kişilik yere acemice park etmiş bir başka araçtan dolayı çıkmakta zorluk yaşadım ve bir şekilde çıktım. Tam işletmenin park alanından ayrılırken bir transporter içinde yabancı misafirleri olan bir araç geldi, içinde 7-8 kişi vardı ve yemek için bu restoranı tercih etmişlerdi, onları ağırlayacak kişi belliki tüm lezzetleri misafirlerin önüne serecek bir sofra isteyecekti, buda ciddi bir hesap anlamına geliyor; fakat araç park yeri bulmak için birkaç hamle yaptı bulamayınca işletmeden ayrıldı. Evet tabi önemli yemekler için rezervasyon yaptırılmalı ama buda park yeri konusunda bir görevli bulundurmamanın bahanesi değil. Bu işletme sahibi dışarıda kaybettiklerini görebilseydi eminim kendisi park görevlisinin yapacağı işleri yapardı.

  • Bir Bardak Çay Çok Şeyi Değiştirir

    Kahvaltının yanında çayı tercih edenlerdenim. Siyah çay Türk kahvaltı geleneğinin vazgeçilmezi. Portakal suyu veya farklı çayları pek tercih edemiyorum. Kendi evimde kahvaltı yaptığımda vaktimin müsaitliğine göre 1 demlik çayı iki kişi uzun uzun kahvaltı yaparak bitiririz. Dışarıdaki mekanlarda da kahvaltıda en az 3-4 incebelli bardakta veya 2 fincan çay içerim.

    İşyerime yakın bir yerde açılan kahvaltı salonu dışarıdan çok güzel görünüyor ve merak ediyordum, gidip kahvaltı yapmak istedim, kahvaltının sunumu gayet güzeldi, yanında çay tercihimi söyledim ilk bardak geldi. Ama işletmeci elinde telefonla uğraşırken gözü benim masamda değildi, 2. bardağı seslenerek istedim, 2. bardağımda bittiğinde yine telefonla uğraşıyordu, bu seferde yine seslendim 3. bardağımı istedim, yerinden sıkıla sıkıla kalkması ise beni çok rahatsız etti. Kahvaltımı yarıda kesip kahvaltı ücretini ödemek istediğimi söyledim. Bu sefer neden böyle bir tepki gösterdiniz diye sormaya başladı bende memnuniyetsizliğimi ifade ettim. İşletmecide üste çıkmaya çalışarak madem memnun olmadınız sizden ücret almayalım o zaman demeye başladı. 20 TL’lik kahvaltıya 50 TL kasaya bırakıp dışarı çıktım.

    Gerçi bu kızgınlığımın zararı daha çok para ödeyerek bana dokundu ama en az 50 kişi orayı kahvaltı için tercih etmedi. Gözünün müşteriyi rahatsız etmeden sürekli müşteride olsun, tabağına, bardağına bakın, kahvaltı olur, yemek sonrası ikramınız olur, ne olursa olsun küçük ayrıntılar çok önemlidir, bir bardak çay gibi basit bir meseleye dişinizden tırnağınızdan biriktirerek açtığınız işletmenizi feda etmeyin vesselam.

Close